3.Ödül

İstiklal Caddesi'nde Sanat Merkezi
Can Kadir SUCUOĞLU

 

Proje Raporu

Bilgi ağlarının ve iletişim teknolojilerinin sonucu olarak internetten her türlü bilgiye kolayca ulaşılabilirken neden hâlâ fiziksel olarak sanat eserlerinin toplandığı ve sergilendiği merkezlere ihtiyaç duyuyoruz ve bu merkezlerin benzeri gelişmelere adapte olma süreçleri ne olabilir?
İletişim teknolojileri, sanat merkezleri gibi bilgi toplanan ve üretilen fonksiyonlarda etkili olunabilecek ikincil bir mekân (cyber space, sanal mekân) sağlamaktadır. Bu mekânda süren etkinlik veya işlev ulaşım ve etki alanını artırarak kullanıcı tanımını değiştirmektedir. Projenin amacı; ikincil mekânı (sanal mekân) birincil mekân haline getirmek ve fiziksel mekânı sanal mekân üzerinden çalışan bir arayüz olarak tasarlamaktır.

  • Gelişen teknolojiler sayesinde son 15 yıldır "informative architecture" adıyla genellenebilecek bir mimari üretim dünya üzerinde birçok mimar tarafından gercekleştirilmektedir (yapı üzerinde yer alan ekranlar, panolar vb.). İletişim teknolojilerinin gelişimi ile yaklaşım "interaktif enformatif mimarlık" olarak tekrar şekillenebilir. Bu yaklaşım; mimar veya yapı fonksiyonu gereği kullanıcıya öğrenmesi dikte edilen veya öğrenmek zorunda bırakılan bilgiler yerine, bilginin paylaşımını kullanıcıya bırakmaktadır.
  • Sanal Mekân
    Merkez, fonksiyonunu bir internet sitesi üzerinden gerçekleştirmektedir. İnternet sitesi paylaşımı destekleyici olması, katılımı ve üretimi teşvik etmesi ve sansürsüz iletişim sağlayabilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Site kullanımı katılımdan baskı veya görüntüleme işlemine kadar olan işleyişi kapsamaktadır. Genel bir galeri sürekli görüntülenebilmekte ve yeni öneriler sunulabilmektedir. Veritabanına geçirilen eserler kullanıcılar tarafından değerlendirilerek baskı gibi yollarla fiziksel ürüne dönüştürülerek yapı içerisinde sergilenmektedir.
    Sitenin dünya üzerinde paylaşıma açık olması, yapının "orada olmayan" bir kimse tarafından da etkilenebilir olması demektir, bu yaklaşım ise konvansiyonel kullanıcı ve kullanım tanımını değiştirmektedir.

    Fiziksel Mekân
    Yapı fonksiyonunu sanal mekân içerisinde gerçekleştirmektedir, fiziksel mekân ise bir arayüzdür. Yapı kullanıcı ile site arasında iletişim sağlar, sanal verinin fiziksel ürüne geçişinde rol oynar ve merkezin sanal ortam dışından da müdahale edilebilir olmasını sağlar.
    "Düşünsel üretim bireysel bir etkinlik olmanın yanısıra toplumsal bir etkinliktir." Yapının mekânsal kurgusu Zygmunt Buaman'ın bu sözlerinden esinlenerek tasarlanmıştır. Bireysel üretimden toplumsal paylaşıma ve etkileşime geçiş bir süreç olarak düşünülüp mekânsal kurgu sürecin yansıması olarak "ters odaklar" ile tasarlanmıştır. Fonksiyonel olarak ayrışan mekânlar birbirleri içinden zorlanan belirsiz dolaşım yönleri ile iletişime zorlanmaktadır. Ters odaklar görsel farklılıklarının yanısıra içerisinde kaybolunan küçük (birey odaklı) mekânlara parçalanmış bir kaotik iç strüktürün merkez noktalarıdır. Dış çeperlerine ilerledikçe "dış" mekân ile iletişim artar, ters odaklar dış dünya ile bireyin fiziksel ve psikolojik ayrımını sağlar.
    Yapı çevre analizleri veya Beyoğlu bölgesinin sorunları referans alınarak tasarlanmamıştır. Dolayısıyla yapı, çevreye bir çözüm değil yeni bir sorun eklemektedir. Bu soruna verilecek yanıt yapının kullanım sürecini oluşturacaktır. Yapı bir bina programını tamamlamak için değil bir soruyu sorabilmek için tasarlandığından tasarım bir programa da referans vermemektedir.
    Paylaşılacak olan materyalin çeşitliliğinin artması için ihtiyaç duyulan potansiyele kolayca ihitiyaç duyulabilecek olduğundan İstiklal Caddesi'ne yöneldim. Cadde sosyal katılımın sağlanması için en uygun yer olarak gözükse de bireyselliğin sağlanmasını güçleştirmektedir.
    Güvenlik ihtiyacını azaltmak için sergilenecek eserlerin dijital ortamdan veya tekstil baskıları, projeksiyonlar gibi maddi değeri az olan yollarla sunulmaktadır. Güvenlik kısıtlamalarını ortadan kaldırmanın, kullanıcının yapıyla ve siteyle olan temasını kuvvetlendireceğine, hatta kışkırtıcı bir rol oynayacağına inanıyorum.

    Jüri Görüşü
    Fiziksel mekânın yerini ve gücünü yavaş yavaş sanal mekânlara terk etmesi, sosyal ilişkilerin yoğunlukla sanal ortamlarda gerçekleşmesi ve benzeri problemleri gündemine alan projede, Türkiye'nin en hareketli sosyal merkezlerinden biri olan İstiklal Caddesi'nde oluşturulmaya çalışan mekânsal kurgu ve problemin ele alınma şekli jüri tarafından takdir edilmiştir. Her ne kadar konu ile ilgili söylem ve açılımlar yeterince yenilikçi olmayıp, konuyu yeni bir noktaya taşır düzeyde olgunlaşmamış olsa da, oluşturulan kütlesel imgenin sanal mekân / fiziksel mekân karşıtlığını vurgulamak için kullanılma şekli ve bu etkinin cadde ile ilişkisi başarılı bulunmuş ve üçüncülükle ödüllendirilmesine karar verilmiştir.