2.Ödül

Otomobil Sergi ve Satış Birimi
GÜNEY AKGÜL
İstanbul Kültür Üniversitesi

Proje Raporu

"Proje, otomobilin bir nesne olarak ele alınması, bütünsel, parçacık ve işlevsel yönden incelenmesi ve bu bilgi birikiminin yapısal olarak yeniden yorumlanması yönündedir."

Projenin amacı, İstanbul gibi kozmopolit bir metropolde algının artırımına ve doğrudan aktarımına yöneliktir. İnsan kafasında ki kent bilgisinin kalıcılığı ve yapının insan zihninde anımsal bir merkez olması gerekliliği göz önünde bulundurularak, form yaklaşımı belirlenmiştir.
Araçlar doğası gereği çok hareketli nesnelerdir, yapılar ise çok daha stabil olduklarından bu yönde çok önemli bir algısal anımsamaya gidilemez. Bu durumda formlar ve biçimler esas gönderme yapabileceğimiz olgular olarak elimizde kalır. Bu projede ana biçimin seçimi de bir algısal gönderme üzerinden belirlenmiştir. Otomobilin ana form yapısına sadık kalmak üzere bozulmaya gidilmiştir. Burada amaç sergilenecek nesnenin aynısını yapı olarak yapmak değil, algısal zamanı ve bütünlüğü artırmaktır. Proje, otomobilin bir nesne olarak ele alınması, bütünsel, parçacık ve işlevsel yönden incelenmesi ve bu bilgi birikiminin yapısal olarak yeniden yorumlanması yönündedir.
Kentli bu projede ortalama 80 km hızla hareket etmektedir. Bu da algı zamanını maksimum düzeyde düşürmekte, insan zihnindeki kent bilgisini azaltmaktadır. Bu yüzden yapının yerleşim şekli otoban cephesine paralel olarak alınmış, boyutları algı zamanını maksimum düzeye çekecek biçimde ayarlanmıştır. Yükseklik ise ayrı bir problemdir. Yolun kotlanma değerleri ele alındığı zaman yapı alanımız tam bir koninin üstünde durmaktadır. Bu yüzden algı zamanı kısalmaktadır. Yol değiştirilemeyecek bir nesne olduğu için bu olumsuz durum yapının yüksekliğiyle giderilmeye çalışılmıştır.
Otomobilde hız sınırlarını belirleyen durum motor gücüyle birlikte sürtünmedir. Bu da esas olarak rüzgâr gücünden kaynaklanır. "Aerodynamic", bu şiddetin azaltılması, otomobilin en az şekilde direnç göstermesini sağlaması yönünden önemlidir. Bu da yapıda iki adet göndermeye yol açar: yapının cephesi üzerindeki malzeme seçimi ve rüzgâr yükünün dağılımı. Yapının kabuğu zaten bir otomobilin kabuğundan bozularak modellendiği için rüzgârın dinamik etkilerini çok iyi bir şekilde dağıtacaktır. Bununla birlikte otomobilin hareketliliğini çok fazla anımsama aracı olarak kullanamayacağımızı belirtmiştik. Buna oranla hareketlenmedeki flulaşma (blur) etkisi ve rüzgârın otomobile uyguladığı dinamik etkilere yapının kabuğunun pullu bir yüzeyle kaplanmasıyla ulaşılmaya çalışılmıştır. Böylece rüzgâr etkisiyle oynayan pullar, devingen muazzam bir kütle elde etmemizi sağlarken, yansıtıcılık özelliğiyle de insan benliğinde bir ışık oyununa dönüşecektir.
Dış olgulardan içeri geçtiğimiz zaman; otomobilde bir aks ve şaft sistemi olduğu bilinir. Otomobilin kabuğu ne kadar "aerodynamic" yapılabilse ve formuyla istenildiği gibi oynanabilse de iç aksamlar makine ilkesine dayanarak düzgün geometrik nesneler ve belirli açılarla çalışmaktadır. Biz de yapının içini nasıl tasarlayacağımızı böylece bulmuş oluyoruz. Otomobilin işlevsel analizinde, önde motor bölümü, arkada bagaj bölümü, ortada da şaft ve oturma birimleri yer alır. Bu bilgiler yapıda önde ana "showroom" alanı, arkada müze alanı, ortada ise büro, dinlenme, yemek, sanat galerisi, fuaye, konferans/eğlence salonu olarak yeniden yorumlanmıştır. Servis birimleri işlevsel gereklilikleri ve bazı standartların oluşturulması gerekliliği yüzünden emin altına alınarak algı ve bütünsellik çabasından uzaklaştırılmıştır. Yapının işlevsel olarak kendi biçimini oluşturmasına göz yumulmuştur.
Projede insan hareketlerine geldiğimiz zaman iki ayrı durumla karşılaşırız: otomobil + insan ve insan. Üstgeçit, insan hareketlerinin temeli olarak alındığında aks uzatımıyla; araç hareketleri temel alındığında ise yapı alanının ön cephesinde aracın terk edilmesiyle algısal durumun eşitlenmesi ve farklılığın yok edilip teke düşürülmesi amaçlanmıştır. Böylece yapı girişinin ön cepheden olması gerekliliği görülmektedir. İnsan hareketi bu noktadan sonra ön cephedeki yarıklardan (otomobildeki temsili hava girişleri) içeriye doğru olacaktır. Bu iki yarık içeride ışıklanma kütleleri olarak sürmektedir. Böylece yapı ışık algısı ve kütlenin hareketi ile üç ışınsal izle bölünür. Bu da insanın yapı içindeki hareketini yönlendirir. Üç bölümün dolaşımı ayrı kotlarda çözülerek tam bir takip izi yaratılabilirdi. Fakat bu durumda mimarın yaptırım gücünde fazla ileri gidileceği düşünülmüş, giriş yapıldıktan sonra hangi izin izleneceği müşteriye bırakılmıştır.

Jüri Görüşü
Yapı formunun, program ile bağlamı desteklemesi; bu form oluşturulurken, strüktür ve formun gösterdiği tutarlılık, mekânı oluşturan farklı elemanların biraraya gelişlerindeki etki, güç, yaratıcılık, ciddiyet ve olgunluk etkileyici, gün ışığında ve gece algılarındaki özellikler olumlu bulunmuştur.