Kızılay'dan
başlayarak kendini Tunalı Hilmi Caddesi'nde bulan yaya aksı yukarı doğru uzandıkça
Karum'la alışverişe son verip Arjantin Caddesi'nde kendisini kafelerin egemen
olduğu yeme-içme aksına dönüştürüyor. Tunalı'da bütün gün dolaşan insanlardan
yalnızca yemek yeme niyetinde olanların uğradığı dik bir yokuş olan Arjantin Caddesi'nin
bittiği bu tepe noktasında, beş yolun birleştiği eğimli kavşağa açılan yarımada
bir parseldi proje arsası. Bu küçük kavşağa beş tane yol açıldığı gibi, şehrin
en işlek otobüs hatlarının kavşakta karşılıklı duran iki durağının kazandırdığı
yaya yoğunluğu da meydandaki kaosu desteklemekteydi. Meydanın tam ortasında duran
taksi durağı ve otoparktan dolayı da kimse arkalarında var olan yeşil parkın ve
çocuk oyun alanının farkında değildi. Bütün bu yaya yoğunluğu ve araç trafiği
karmaşasında insan kendini kaybetmemek için çabalarken, kentsel anlamda yaya aksının
bir bitiş veya başlangıç noktası olma potansiyeli taşıyordu o meydan ve meydana
egemen olan proje arsası. İnsan ve araç bir arada var olabilmeli, yaya kendisine
araçların egemen olduğu bu kaosa yaklaşan meydanda bir yaşama alanı bulabilmeliydi.
Meydanla bu kadar dertlenirken o kavşağın var olan halinin de iyileştirilmesi
adına, taksi durağı ile otoparkın yandaki sokağa doğru kaydırılarak, parkın önünün
açılması ve merdivenlerle oraya ulaşımın kolaylaştırılması önerilmiştir. O köşede
var olan otobüs durağının oraya getireceği insan yoğunluğu göz önünde bulundurularak,
parkın kavşağa bakan yüzeyi boyunca var olan kot farkının içerisine gömük çiçekçiler
ve büfelerde oradaki yaşamı canlandırmaya yönelik girişimlerdir... Meydanda
tanımlanmaya çalışılan yeni yaşam önerisinde amaç proje arsasının sokakla kesiştiği
alanları da bunun bir parçası haline getirmekti. Aks boyunca yukarı çıkan yayanın
perspektifini açması ve yukarıdaki oluşumu hissettirmesi ve o sürece hazırlaması
amacıyla Arjantin Caddesi cephesi yüzeyi meydan genişliğince geriye çekilmiştir.
Eğimden de yararlanılarak farklı projeye farklı giriş ve kullanım olanakları tanınmıştır.
Projenin programındaki işlevlerin çok çeşitli olması ve her birinin kendi
içinde kapalı ve tanımlı hacimler olma gerekliliği bunları birer kapalı kutu olarak
algılama ve algılatma eğilimine dönüştü. Kutular farklı boyutlarda ve farklı kotlarda
bir araya gelirken, cephelerde de kendilerini kütlesel olarak göstermekte. Bunlardan
arta kalanların organizasyonuyla oluşan iç hacimler ise görsel bağlantılarla düşey
kotları birbirine bağlıyor. Böylelikle sokaktaki hareketlilik kendisini yapı içerisinde
de düşeye taşıyarak sürdürüyor. |